Bir şişeden üç bardak çıkar. Üçüncü bardağını da kırmızılıktan kurtardı kadın. Omuzlarındaki saçlarını o sakin yaz rüzgarı dansa kaldırırken nedense göz bebeklerinin seçilemeyeceği koyuluktaki gözleriyle boş şişeye baktı. Bir tane daha almalıydık, dedi. Bina manzaralı, ufak ama dört duvara yeğlenen balkonda iki kişiydiler. Sen adabı bilmiyorsun, şarap o kadar doldurulmaz, üç değil beş bardak çıkmalıydı, dedi adam. Duymadı onu, romantik bir gecede açılan şaraplardan değildi bu. Estetiğin ne önemi vardı?

Şarabın etkisinden mi yoksa uzak gözlüğünü takmadığından mı bilmiyordu, etrafı bulanıktı. Tıpkı zihni gibi, tıpkı anıları, davası…kalbi… Siyah tüylü bir kedi geçti bozuk yoldan, gözlükleri olmasa da onu seçebildi. Simsiyahtı bakışları. Kedinin mi kadının mı? Her ikisinin. İki iki dört ederdi ve dört gözün hepsi birden sevmedi baktığını, ısrar etmedi seyretmekte. Gece de siyah, dedi kadın. Efendim?, dedi adam. Şişede siyahtı, yeşil değildi mesela? Günah olduğundan mı?, dedi ve güldü kadın. Anlamadı adam, neyse der gibi dudağını soldan kıvırdı. Kadının elini tuttu. Bu bizim hem silgimiz hem kalemimiz olsun. Kadın eline baktı, bir an siyah gördü parmaklarını, gözlerini sıkıp açtı. Etrafın bak, koca koca binalar ne kadar da çirkin, diye devam etti adam. Bunları siliyoruz. Ellerini savurdular gökyüzüne, yıktılar binaları. Soldaki en kocamanının hizzasında durdular. Bu bina yüksek, içerisinde ne döndiğü bilinmesin ister gibi duan duvarlarıyla çevriliydi. Birden fazla burnu vardı. Çevresinde yaşayanların nefeslerini içine çekiyor, aldığını bazen sarı bazen kara soluklarla bırakıyordu.

Gözleri doldu kadının, dolmuş damlaların içerisinden mücadelesi geçti. Mücadelesi titredi, sarstı damlaları. Ah o imza kampanyaları, zehirsiz bir dünya için yapılan yürüyüşler… Sevgilisiyle bu yürüyüşlerin birinde tanışmamış mıydı? Sonuçsuzluğun içinde tek güzel neticeydi onun karşılaşmak. Onun elini sıkı sıkı, aynı isteğin verdiği hazla tuttu. Silelim, dedi. Bari hayallerimizde… Hayallerimizde diye, tekrar etti adam.Kirpiklerinden bir damla kurtuldu kadının, gece boyu düşmek için neden arıyordu.

İçeri gidip geldi adam. Koydu masaya açılacak şişeyi. Minik bir kahkaha attı kadın, almışsın diyerek. Doldurdu adam kadehleri. Kadın başını yasladı onun omzuna, manzaraya baktı. Boşluk… Fakat hiç de sırıtmayan türden. Eller tekrar buldu birbirini. Şaşırdı kadın, siyah değildi, el de değildi, tüm renkleri barındıran bir kalemdi. Hadi başlayalım, dedi adam. İşte şimdi bir şişeden beş bardak çıkar, dedi kadın.

Etiketler:

2 Yorum

  1. Eda 1 Mart 2023

    Efsane bir yazı bayıldım 😍👏

    Yanıtla
  2. Ebru 14 Mart 2023

    Cok beğendim 🤗

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

Yazar Hakkında

Ayşenur Akşam

Kurucu Yazar

Merhaba, ben Uğultu Edebiyatı platformunun kurucu yazarı Ayşenur AKŞAM.

Tüm yazıları göster