Sınıfa giriyorsun, o noktada artık bir öğrenci değilsin. Kapıdan öğretmen olarak girdin. Tahta, tahtanın önünde sen; en az otuz sıra, karşılarında senin masan… Statü atladın, farkındasın. Bir zamanlar o sıralarda oturan senin küçüklüğündü ve öğretmen her kapıdan girdiğinde saygının verdiği gereklilikle ayağa kalkardın. Şimdi senin için ayağa kalkılıyor, sana saygı duyuluyor. Birazdan derse başlayacaksın, bilgiye aç zihinlere sahip olduklarını aktaracaksın. Aman Allah’ım! Gözlerin titriyor, hafif doldular. Kalbinin ritmi aniden değişti. Bir kere yutkunup bir kere öksürerek ses tonunu ayarlıyor ve “Günaydın çocuklar” diyorsun. Günaydın öğretmenimmm.

Kırk dakika boyunca başrolde sen olacaksın. Egon heyecanını bastırıyor. Zaten az önce girdiğin kapının arkasında yığılı mücadelelerin seni yeterince şu ana hazırlamadı mı? Kendinden emin, ne yapacağını biliyor olmalısın. Tam 4 yıl onlarca dersten geçtin ve gururla aldın o üzerinde “… bütün yetki ve sorumluluklarıyla almaya hak kazanmıştır.” yazan diplomanı. Stajını, bir nevi öğretmencilik oyununu da tam notla tamamladın. Yani daha önce gözlerine baktın bir çocuğun, sesine kulak verdin, dersini anlattın. Bunlar yeterli gelmeyince yirmi küsür alandan sorumlu olduğun o sınava girdin. Çünkü diploman mesleğini icra etmen için gerekli ama önemsiz sayıldı. Bu mesleğe olan layıklığını ölçtüğünü iddia eden o sınavı, sonrasındaki mülakatı başardın.

Dın din, tın tin… Kısaca bir yerlerde, belgelerde öğretmen olarak geçiyor adın. Birazdan her şey başlayacak. İstekle, korkuyla, tutkuyla, sabırsızlıkla ve onlarca kez hayalini kurmayla beklediğin o anın tam içindesin.

Bugün öğrencilerinle tanışmaktan başka sorumluluğun yok. Vereceğin dersin günlüktü, yıllıktı tüm planlarını yaptın. Ama yine de bir şeyler kendini tam hissetmene, sakinliğine engel oluyor. Çünkü ritmi değişen kalbin heyecan ve ürkekliğin iç içeliğiyle atmaya başladığında bir şey fark ettin. Aman Allah’ım! Bunlar benim ilk gerçek öğrencilerim, hiçbiri hayal dünyamdan çıkmadı. O minicik gözler fırıl fırıl dönüp bana bakıyor. Bundan sonra attığım her adımıma, sözüme dikkat kesilecekler. Onlar daha mayası kabarmamış hamurlar, o mayaya katkısı olacak, hamura az veya çok yüzeysel veya derin şekiller verebilecek güçteyim.

Sen bu yola gönülden öğretmenlik için çıktın. Öğretmenliğin kutsallığının neden anne-babalıkla kıyaslandığına kafanı yordun. Ruha dokunan aile eli gibiydi öğretmen eli. Seni bugüne taşıyanların arasında adını andığın öğretmenlerin vardı. Onaranlarını sayarken, yara açanları da hiç unutmadın. Gördün öğretmenin gücünü, neler başarabileceğini. Ne ışıklar yakıp ne cevherleri söndürebileceğini… Branşını hep ikinci planda tuttun, çünkü dersten daha önemli konuları bilmeliydi çocuklar. Hayatı anlama yolunda rehber olup çocuğun elini az da olsa tutanlardan olmalıydın.

Hazır hissetmeyişin bundan öğretmenim. Korksan da ilerle. Kalbinde mesleğini taşıyıp amacını hatırladıkça doğru yol hep önünde.

Fotoğraf: Yerson Retamal

Etiketler:

,

3 Yorum

  1. Muhammed Mustafa Akşam 24 Kasım 2022

    Öğretmenler günün kutlu olsun Ayşenur öğretmenim. ❤️💐

    Yanıtla
  2. Eda 24 Kasım 2022

    Güne anlam katan harika bir yazı 👏

    Yanıtla
  3. Beyza 4 Aralık 2022

    Öğretmenliği gerçekten gönülden hak eden bir öğretmenin kaleminden dökülmüş çok belli..🖤

    Yanıtla

Bir yanıt yazın

Yazar Hakkında

Ayşenur Akşam

Kurucu Yazar

Merhaba, ben Uğultu Edebiyatı platformunun kurucu yazarı Ayşenur AKŞAM.

Tüm yazıları göster