Bölüm 3: Çiçekli Çukur

Kafasında gri duman taşıyarak, olandan ve olacaktan itinayla kaçan, sadece güne başlayıp yapılacakları yapan ve günü bitiren biri. Anlattık seni. Fakat içinde bastıramadığın ümitli gerçeklerin hala orada. Bu uykularına sirayet ediyor, uykuların sana mesajlar iletiyor. Dün geceki rüyan gibi.

Rüyanda; ellerinden kayıp gidiyorsun. Bir çiçek sana dur diyor, bakıyor, gitme. Sen sallanıyorsun, senden kaç tane var ki çekiştiriliyorsun onlar tarafından? Bir sağa bir sola nevrin dönüyor. Etraftaki bütün çiçekler sana bakıyor. Ayakların toprakta, köklerin yok, duramıyor, tutunamıyorsun. Toprak, içini açıp bir çukur oluşturuyor, çukurdaki ayna mı, su? Yansımadaki yüzün, bu kaçıncı sen! Ateş ediyorlar çukura, tohumlarla ediyorlar, yüzüne doğru. Her bir tohuma karşılık bir ölü yaprak beliriyor içeride, saçılıp geriye kalan özünü karıştırıyor toprağa. Doğum da ölüm de aynı anda oluyor. Aklın kararıyor, içinde ezikler oluşuyor. Ezilip büzülüp kusacak gibi oluyorsun.

Bir sen daha beliriyor arkanda, omuzlarını sıvazlıyor, haydi diyor. Neye haydi, nereye? Gözlerinin içine bakıyorsun arkandakinin, tam içine, tebessüm ederek seni güvende hissettiriyor. Çiçekler yerin burası deyip çukuru işaret ediyor. Evine benziyor çukur. Tıpkı doğup geldiğin, öldüğün ve kendini doğurduğun evine, kendinin anası da babası da hatta bacısı da olduğun evine. Kimse yok etrafta, sadece sen sen sen. Hepsi sen. Geriye çekip topraktan kaçıran da sağı solu işaret edip seçenek sunan da ve seni sıvazlayıp çukura odaklandıran da.

Kusuyorsun, tüm içini, büyük bir hasretle. Mideni değil, ne yapacağını bilemeyen kendinin tükenmişliğini kusup bedenini boşaltıyorsun. Çiçekler taçlarıyla, gövdeleriyle, cılız kökleriyle dansa tutuşuyorlar. Onlar kadar hafif olmanı istiyorlar. Ensenden geriye çeken senlerden biri pes edip arkasını dönüyor, uzaklaşıyor. Bir senden kurtuluyorsun. Çiçeklerin gözleri parlıyor, parlaklık içini aydınlatıyor, içini ödüllendirme isteğiyle derin bir yaşam havası çekiyorsun ciğerlerine. Çiçeklere ısınıyorsun, onlar çukurun etrafında dizildiklerinden, çukura dikkat kesiliyorsun, çukura da kanın kaynıyor. Sağ ve solundaki senler birbirlerine bakıp tercihini anlıyor ve saygı duymaya karar veriyorlar. Rüzgarda süzülecek kıvamdasın, bir çiçeksin sanki sen. Omzundaki sıvazlamayla çukura ilerliyorsun. Çiçeklerin alkışları kulaklarında. Evin seni sarmalayacak, hayat deneyimlerin seni harmanlayacak ümidiyle yürüyorsun. Olmak istediğin kişiye toprak kök yaratacak ve tüm senlerin ışığında yeni bir sen uyanacak.

Anlamlandırmak için bu kadar rüya yetiyor mu, uyanacak mısın?

Yazar Hakkında

Ayşenur Akşam

Kurucu Yazar

Merhaba, ben Uğultu Edebiyatı platformunun kurucu yazarı Ayşenur AKŞAM.

Tüm yazıları göster